Yedi Güzel Adam Sadece Yedi Kişi Değildi…
Bir Şehrin Ruhuydu
Her Şehrin Bir Sesi Vardır.
Bazılarının sesi bir türküde yankılanır, bazılarının bir taş köprüsünde, bazılarının ise yüzyıllardır ayakta duran tarihi yapılarında...
Kahramanmaraş'ın sesi ise çoğu zaman bir şiirin mısralarında duyulur.
Çünkü bu şehir, yalnızca dondurmasıyla, tarhanasıyla ya da kurtuluş destanıyla değil; yetiştirdiği şairleri, yazarları ve fikir insanlarıyla da Türkiye’nin kültür hafızasında özel bir yere sahiptir.
İşte bu yüzden "yedi güzel adam" denildiğinde akla yalnızca yedi isim gelmez.
Bir okul gelir…
Bir dostluk gelir…
Bir ideal gelir…
Ve en önemlisi; bir medeniyet hayali gelir.
Her Şey Maraş Lisesi’nde (Kara Lise) Başladı
1950'li yıllarda bugünkü adıyla yedi güzel adam edebiyat müzesi olarak hizmet veren tarihi Maraş Lisesi’nin koridorlarında birbirini bulan gençler, farkında olmadan Türk edebiyatının en güçlü halkalarından birini oluşturuyordu. Aynı sıraları paylaşan bu gençler, okul bittikten sonra da dostluklarını sürdürdüler; birlikte düşündüler, birlikte yazdılar ve birlikte ürettiler.
Bugün "Yedi Güzel Adam" olarak anılan bu kadronun içinde;
Cahit Zarifoğlu
Nuri Pakdil
Erdem Bayazıt
Rasim Özdenören
Alaeddin Özdenören
Mehmet Akif İnan
Ali Kutlay
İsimleri yer alır. Kahramanmaraş merkezli kaynaklarda Ali Kutlay bu halkayı tamamlayan isim olarak gösterilir.
Peki, Sezai Karakoç nerede?
Yedi güzel adam denildiğinde sıkça sorulan sorulardan biri de budur.
Çünkü Sezai Karakoç, bu kuşağın düşünce dünyasını derinden etkileyen en büyük isimlerden biridir. "diriliş" fikriyle yalnızca bir edebiyat anlayışı değil, bir medeniyet tasavvuru ortaya koymuş; yetişen pek çok şair ve yazara ilham vermiştir.
Bu nedenle bazı araştırmacılar ve okurlar, Sezai Karakoç'u da bu büyük yürüyüşün manevi öncülerinden biri olarak görür. Her ne kadar "Yedi Güzel Adam" listesinde yer almasa da, bıraktığı düşünsel miras bu hikâyenin ayrılmaz parçalarından biridir.
Bir Şiirden Doğan İsim
Aslında "Yedi Güzel Adam", kurulmuş bir edebiyat topluluğunun adı değildi.
Bu ifade, Cahit Zarifoğlu’nun aynı adı taşıyan şiirinden doğdu. Zaman içinde edebiyat çevreleri bu ismi, aynı idealleri paylaşan bu dost topluluğu için kullanmaya başladı.
Onları bir araya getiren şey şöhret değildi.
Ortak bir manifesto da değildi.
Onları bir araya getiren şey; kitap sevgisi, şiir, düşünce, inanç, ahlak ve memleket sevdasıydı.
Henüz lise yıllarında çıkardıkları Hamle dergisiyle başlayan yolculuk, daha sonra Diriliş, Büyük Doğu, Mavera, Edebiyat ve birçok önemli dergide devam etti. Yazdıkları eserler yalnızca kendi dönemlerini değil, kendilerinden sonra gelen kuşakları da etkiledi.
Kahramanmaraş Neden Bir Edebiyat Şehridir?
Bir şehrin "Edebiyat Şehri" olması yalnızca çok sayıda şair yetiştirmesiyle açıklanamaz.
Asıl mesele, düşüncenin o şehrin gündelik hayatına işlemesidir.
Kahramanmaraş'ta şiir sadece kitaplarda değildir; sokak isimlerinde, okul koridorlarında, müzelerde, kültür sohbetlerinde ve insanların hafızasında yaşamaya devam eder.
Necip fazıl Kısakürek’ten Sezai Karakoç’a, Yedi Güzel Adam’dan günümüz yazarlarına uzanan bu kültürel miras, şehrin en değerli hazinelerinden biridir.
Miras Sadece Anlatılarak Yaşamaz
Bugün Yedi Güzel Adam'ı konuşmak elbette önemlidir. Ama belki daha önemlisi, onların neden unutulmadığını anlamaktır.
Çünkü onlar sadece şiir yazmadılar.
Düşündüler.
Ürettiler.
Okudular.
Sorguladılar.
Birbirlerini yetiştirdiler.
Belki de bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey tam da budur.
Birbirine ilham veren gençler…
Şiiri yeniden hayatın içine taşıyan kalemler…
Şehrinin kültürüne sahip çıkan insanlar…
Kim Bilir…
Belki bir gün yine Maraş’ın bir okulunda, bir kütüphanesinde ya da bir kültür merkezinde yeni dostluklar kurulacak.
Belki yeni şairler yetişecek.
Belki yeni fikir adamları çıkacak ve belki de yıllar sonra birileri bugünü anlatırken şöyle diyecek:
"işte o günlerde yeni yedi güzel adamlar yetişmeye başlamıştı."
Peki, Neden Olmasın?
B.K.K. Lingada Yazım Ekibi